be in - Turc Anglais Dictionnaire

be in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "be in" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 15 résultat(s)

Anglais Turc
Colloquial
be in v. içeride olmak
I know Tom is in.
Tom'un içeride olduğunu biliyorum.

More Sentences
be in v. ilişkisi olmak
Tom has never been in a serious relationship.
Tom'un hiç ciddi bir ilişkisi olmadı.

More Sentences
General
be in v. moda olmak
be in v. çıkmak (mevsimi geldiği için sebze/meyve)
be in v. evde/ofiste bulunmak
be in v. yer almak
Phrasals
be in v. bir olaya vb bulaşmak
be in v. bir olaya vb karışmak
be in v. olayın vb içinde olmak
Colloquial
be in v. seçimle bir konumda olmak/bulunmak
be in v. seçildiği koltukta/pozisyonda olmak
be in v. bağlantısı olmak
be in v. beklemek
be in v. yaşaması/deneyimlemesi muhtemel olmak
Football
be in v. gol olmak

Sens de "be in" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
be stuck in v. mahsur kalmak
be in conflict v. çatışma halinde olmak
General
be in a request n. tutulmak
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat durum
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat nokta
(the money) be stuck in atm machine n. atm'ye para sıkışması
be in the clear v. masumluğu ispatlanmış olmak
be encased in v. ile örtülü olmak
be engrossed in v. kendini kaptırmak
be in the doldrums v. can sıkıntısı çekmek
be in charge v. başkanlık yapmak
be in luck v. şanslı olmak
be in charge of v. sorumlu olmak
be in good health v. eli ayağı tutmak
be in the lead v. başta gelmek
be implicit in v. içinde olmak
be in transit v. insanlar bir yerden başka bir yere geçmekte olmak
be in a good humor v. keyfi yerinde olmak
be in someone's power v. birinin elinde olmak
be set in type v. dizilmek
be in charge of v. bakmak
be in the doldrums v. keyfi yerinde olmamak
be in the ascendent v. yükselmek
be in town v. şehirde olmak
be in disfavor v. gözden düşmüş olmak
be caught in the act of burglary v. hırsızlık yaparken yakalanmak
be vested in v. verilmiş olmak (hak vb)
be absorbed in v. tüm dikkatini bir şeye vermiş olmak
be sparing in v. esirgemek
be in a hurry to v. çabuk (yapmak) istemek
be badly in need of v. kıvranmak
be put in order v. düzelmek
be in deep sorrow v. içi kan ağlamak
not to be firmly in place v. iğreti durmak
be in the clear v. gidermek (bulutları/sisi)
be in the ascendant v. doğu ufkunda görünmek (yıldız/gezegen)
be in pain v. acı çekmek
be in rut v. hayvan kızışmak
be in desperate straits v. çok zor bir durumda olmak
be in limbo v. iki cami arasında kalmış beynamaza dönmek
be putty in somebody's hands v. elinde oyuncak olmak
be in sight v. gözle seçilmek
be in good train v. idmanlı olmak
be in transit v. mallar bir yerden başka bir yere taşınmakta olmak
be in the swim v. faal bir sosyal hayatı olmak
be mixed up in an affair v. arada kalmak
be in print v. kitap yayımcısında mevcut olmak
be in a flap v. telaşa kapılmak
be guarded in what one says v. lafına dikkat etmek
be in a quandary v. ne yapacağını bilememek
not be interested in v. ilgilenmemek
be in a mess v. karmakarışık olmak
be in the clear v. uzaklaştırmak (bir şeyi bir yerden)
be in one’s infancy v. emekleme döneminde olmak
be in sync v. senkronize edilmiş olmak
be in labor v. doğum sancısı çekmek
be in pain v. ağrımak
be in the money v. birden çok para kazanmak
be interested in v. ilgilenmek
be in bad odor v. kötü izlenim bırakmak
be caught in crossfire v. çapraz ateşe tutulmak
be down in the dumps v. çok neşesiz olmak
be in ambush v. pusuya yatmak
be in a hurry v. acelesi olmak
be lost in amazement v. hayretler içinde kalmak
be in with v. ile arası iyi olmak
be in a tight corner v. zor durumda olmak
be in a state of flux v. değişmek
be caught in a net v. ağa tutulmak
be in the way v. kalabalık etmek
be in great demand v. revaçta olmak
be in high spirits v. neşesi yerinde olmak
be arranged in an order v. dizilmek
be held in esteem v. itibarı olmak
be taken in v. keleğe gelmek
be mixed up in v. bulaşmak
be in the clear v. yok etmek (bir şeyi bir yerden)
be in no hurry to v. bir şey yapmaya can atmamak
be a thorn in one's flesh v. içine dert olmak
be filled in v. aydınlanmak
be in dire straits v. çok güç durumda olmak
be taken in v. tongaya basmak
be in agreement v. mutabık olmak
be in carey street v. batmak
be registered in a cadastre v. kadastroya geçmek
be in force v. yürürlükte olmak
be in place v. yerini almak
be in something up to one's eyes v. yasadışı bir işin içinde olmak
be up to one's eyes in debt v. gırtlağına kadar borçlu olmak
be in a good mood v. keyfi yerinde olmak
be taken in by v. aldanmak
be in line with v. ile bir hizada olmak
be in possession of v. sahip olmak
be in the habit of v. alışmak
be in tatters v. mahvolmak (itibar vb)
be in the clear v. açılmak (gökyüzü/hava)
be interested in v. alaka duymak
be taken in v. dolaba girmek
be in sight v. yakın olmak
be in personal contact v. birebir bağlantıda olmak
be in charge v. bakmak
be something in disguise v. bir şey kılığına girmiş olmak
be in need of v. gereksinmek
be in the limelight v. halkın ilgi odağı olmak
be in need v. muhtaç olmak
be in the limelight v. dikkatleri üzerine çekmek
be snowed in v. kardan mahsur kalmak
be an infant in arms v. ağzı süt kokmak
be up in arms v. ateş püskürmek
be in the pink v. en güzel halinde olmak
be unanimous in v. sözbirliği etmek
be in accord with v. anlaşmak
be in ruins v. mahvedilmiş olmak
be in hopes of v. ummak
be in two minds v. bocalamak
be down in the dumps v. canı sıkkın olmak
be down in the mouth v. kan ağlamak
be in difficulty v. zorda olmak
be engaged in v. faaliyette bulunmak
be in order v. yolunda olmak (işler)
be engrossed in v. ile meşgul
be in practice v. formda olmak
be inherent in something v. bir şeyin aslında var olmak
be in evidence v. görünmek
be in the swim of things v. faal bir hayat sürmek
be caught in a trap v. kapana kısılmak
be in complete disorder v. çığırından çıkmak
be in trouble v. zorda olmak
be in luck v. kısmeti açılmak
be in bad with something v. başı hoş olmamak
be stuck in an elevator v. asansörde kalmak
be in pocket v. kar etmek
be in the sulks v. somurtmak
be unable to find a meaning in v. mana verememek
be in the death agony v. can çekişmek
be in trouble v. sıkışmak
be in tears v. ağlamak
be published in gazette v. resmi gazetede yayınlanmak
be in flood v. azmak
be mixed up in something bad v. adı karışmak
be in shape v. kondisyonu iyi olmak
be in touch with v. temasta bulunmak
be in good taste v. yakışık almak
be engrossed in v. dalıp gitmek
be in a state of flux v. değişim içinde olmak
turn out to be in the wrong v. haksız çıkmak
be in pain v. acı duymak
be in on v. bilmek
be in labour v. doğum sancısı çekmek
be in force v. hükmü olmak